Kısa Süren İşlere Yönelik Ücret ve Değer Yanılgısı

Spread the love

 

Kısa sürede tamamlanan işlerin ücretlerine verdiğimiz tepki konusuna Dan Ariely, Tamamen Duygusal adlı kitabında bir hikaye ile değiniyor.

 Kapıda kalan bir adam, çilingir çağırır. 2 dakikada açtığı kapı için çilingir 200 dolar ister.

Adam, “200 dolar mı? 2 dakika bile sürmedi. Yani saatin 12.000 dolara mı geliyor?” diye çıkışır. Çilingir, “O kadarını bilmem ama isterseniz dışarı çıkalım, sizi yine dışarıda bırakayım, başkasını çağırın. 1 dakika sürmez. Karar sizin” der. Adam 200 doları verir.

Ariely bu durumu şu şekilde açıklıyor:

 Kapımızın açılmasına bir fiyat biçmenin güçlüğünden dolayı sadece ne kadar çaba gerektirdiğine bakarız. Çok çaba harcanmışsa daha fazla para ödemekten rahatsızlık duymayız. Oysa önemli olan tek şeyin o kapının açılmasının değeri olması gerekir.

 Çaba ve değeri bilinçsiz şekilde birbirine karıştırmamız, işte bu şekilde beceriksizliğe daha fazla para ödememizi sağlar.

Yoğun bir çaba karşısında para ödemek kolaydır. Uzmanlığı sayesinde verimli çalışarak iyi iş çıkaran insanlara para vermek ise daha güçtür.

Hızlı ve becerikli insana para ödemenin güçlüğü, daha az çaba harcamış olmasından kaynaklanır. Az çaba harcadığına tanık olduğumuzda, bizim de bu verdiğimiz değer azalır.

Kitapta geçen bir başka hikayede Dan Ariely ile konuşan bir çilingir, mesleğe yeni başladığı sıralarda bir kapıyı açmaya uğraşırken genelde kilidi kırdığını, yeni kilidi düzgün şekilde takarak işi tamamlamasının hem daha uzun sürdüğünü hem de daha pahalıya geldiğini anlatıyor. Ancak buna rağmen insanlar, hizmetin standart bedeli yanında bir de yeni kilidin parasını hiç söylenmeden ödemekle kalmayıp bir de bahşiş veriyorlar. Ancak işinde uzmanlaşmaya, doğal olarak işini kilidi kırmadan kısa sürede bitirmeye başladıktan sonra müşterilerin sadece bahşiş vermeyi bırakmakla kalmadığını, aldığı ücrete de itiraz etmeye başladığını fark ediyor.


Okuduğum kitapların ilgimi çeken bölümleriyle ilgili aldığım notların daha kalıcı olması için onları yukarıda olduğu gibi yazı haline getirmeye niyetlendim. Notların derlenmesi formatında olacağı için çok uzun yazılar olmayacak. Umarım sürekliliği sağlayabilirim. :)

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

Pazarlama üzerine yazılarıma buradan ulaşabilirsiniz.

Akin Ozcan

1985 yılının Aralık ayında Akın Özcan olarak dünyaya geldim. 2003'te Pertevniyal Anadolu Lisesi'nden, 2007'de İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü'nden mezun oldum. Askerlik görevimi yerine getirdikten sonra 2008 yılında Finansbank’ın ADK Pazarlama departmanında başladığım profesyonel yaşamıma, Turkcell Global Bilgi, DenizBank ve Bilyoner.com'un dijital pazarlama ve sosyal medya departmanlarında görev alarak devam ettim. Son olarak Findeks.com'un dijital pazarlama departmanında da 2 yıl çalıştıktan sonra 9 yıllık kurumsal iş hayatımı 30 Mart 2018'de noktaladım. Bugüne kadar web sitesi yönetimi, dijital proje yönetimi, içerik pazarlaması, Google ve sosyal medya reklam yönetimi, medya planlama, sosyal medya içerik yönetimi, viral pazarlama, e-mail ve SMS pazarlaması, performans pazarlaması, PR ve offline pazarlama görevlerinde yer aldım. Şu anda ise stok fotoğrafçılığı yapıyorum. Aynı zamanda da 7 yıllık yazarlık kariyerimi şu an bulunduğunuz blogumda sürdürüyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.