Bana Ayrılan Kurumsal Sürenin Sonuna Geldik: 10 Soru – 10 Cevap

30 Mart 2018 Cuma itibarıyla yaklaşık 9 yıllık kurumsal hayatımı sonlandırdım. Hayatımın en önemli dönüm noktalarından birini yaşamama vesile olan bu kararımı, bazı arkadaşlarım daha önceden biliyorken, bazıları ise Instagram paylaşımımdan sonra öğrendiler. Konuyla ilgili kaç kişiyle konuştuğumu sayamadım. Genel olarak verilen tepkiler “Çok iyi ya!” şeklinde olmakla birlikte, birçok soru doğal olarak beraberinde geldi.

Ben de bu sorulardan en çok sorulan 10 tanesini ve onların cevaplarını bir yazıda toplamaya karar verdim ve benzer bir karar almayı düşünenlere az da olsa yardımcı olmayı hedefledim. Farklı beklentilerle yazıyı okuyanların zamanını çalmamak adına en başından söylemem gereken bir husus var: Yaşadığım sürecin sonunda Kaan Sekban gibi bir başarı hikayesi bulunmuyor, ancak psikolojik süreç ve düşüncelerin evrimi açısından faydalı olabileceğini düşünüyorum.

İsterseniz 4-5 sene önce yazdığım “Yeni Başlayanlar İçin 20 Maddede Plaza Hayatı” yazısına da göz atabileceğinizi hatırlattıktan sonra sorulara geçeyim.

Neden?

Tabii ki ilk sorulan soruyu tahmin etmek zor değil: Neden? İnternette birkaç kez kullandığım cümlemi burada da kullanayım: Kendime daha fazla zaman ayırmak, daha fazla kitap okumak, daha fazla fotoğraf çekmek, daha fazla yeni yer görmek, daha kaliteli bir hayat sürdürebilmek için… 

Başka bir ifadeyle; 2008’de başladığım kurumsal hayatımı, “2008 – 201∞” yerine “2008 – 2018” yapmak için…

Ne yapacaksın?

Kafamda birbiriyle alakası olmayan çeşitli başlıklar var ancak hiçbiri net değil. Bunlardan bazıları; stok fotoğraf sitelerine fotoğraf satmak, arsa alım satımı yapmak, alanımla ilgili danışmanlık vermek… Bu kararı alırken önceliğim ne yapacağımı bulmaktan ziyade, psikolojimi hazırlamak oldu. Kurumsaldayken kazandığımın yarısını kazanayım ama kendime daha fazla zaman ayırayım düşüncesindeyim.

Aslına bakarsanız yıllardır kurumsal hayatta çalıştığımız için sanki sadece bu şekilde para kazanılıyormuş gibi düşünüyoruz. Oysa beklentilere ve şartlara paralel olarak bulunabilecek iş yöntemleri de var. Aklınıza hemen “küçük, şirin bir kafe açmak” gelmesin tabii. Hem çok para kazanayım hem kendime zaman ayırayım hedefleri aynı anda biraz zor olabilir.

Kurumsal hayat dışında İstanbul’un karmaşasından ve kalabalığından da çok sıkıldığım için 2018 sonu veya 2019 başı gibi İzmir’in merkezden biraz uzak ilçelerinden birine yerleşmeyi düşünüyorum. Orada yaptığım iş (her ne olursa) kurumsaldaki gibi 9 saatimi alsa bile canım sıkıldığında arabama atlayıp Urla’ya, Çeşme’ye, Seferihisar’a gidip kendimi dinlendireceğim. İstanbul’da ise böyle bir şeyi yapmak istediğimde, kafa dağıtmak için gideceğim yere 2-3 saatte vardığım için, huzur yerine sinirle dolup taşıyorum.

Çalışıyorken bir şeyleri oturtsan daha iyi olmaz mıydı?

Kurumsal hayata devam ederken aynı zamanda bir şeyleri oturtmak için gayet yeterli zamana, yeterli enerjiye ve yeterli motivasyona sahip olmak gerekir. Hafta içi 6.30’da kalkıp 20.00’de eve geliyorken, günde 3,5 saatimi yola harcıyorken, hafta sonlarını da doğal olarak gezmeye ve kafa dinlemeye ayırıyorken yukarıda saydığım 3 şeye sahip olmak mümkün olmuyordu.

Yolda harcadığım vakit az olsaydı da çok bir şey değişmeyebilirdi; çünkü insan beyni, konfor alanından çıkmadığı sürece yeni bir şeyler denemeye çok meyilli değil. Özetle, alışkanlıklarımı bırakmaya zorlarsam kendime yeni kapıları daha kolay açabileceğime karar verdim.

Bu kararı nasıl aldın?

Aslında kariyerimin henüz 1. yılındayken yanımızdaki birim müdürünün, 18.10’da ofisten çıkan çalışanlarına “Ooo arkadaşlar, part-time çalışıyoruz galiba?” cümlesiyle sorgulamaya başladım kurumsal hayatı. O olaydan sonra ya kabullenmişlikten ya da bu anlayışa artık alışmaktan dolayı uzun bir süre hiçbir şeyi sorgulamadım. Hatta son işime girerken hedefimi sorsanız “Terfi alarak daha da yükselmek” derdim. 

Tekrar sorgulamaya başlamam ve kırılma anı ise yaklaşık 1 yıl önce oldu. Mesai saatinin sonlarına doğru yaklaşıyorduk ve akşam bir planım olmadığı için eve gidip kitap okumayı, parkta biraz yürümeyi, PS4 oynamayı, fotoğraf çekmeyi düşünüyordum. Daha doğrusu bunlardan birkaçını yapmayı düşünüyordum. Sonra ne oldu? Eve gittim, ailemle biraz vakit geçirdim, yemek yedim ve… Saat 22.00’ye doğru yaklaşırken günün ve yolun verdiği yorgunluktan dolayı göz kapaklarım ağırlaşmaya başladı. Yatmam genelde gece 12 veya 1’i bulsa da, gözler ağırlaştıktan sonra ister istemez vitesi boşa aldım ve internette takılarak verimsiz 1-2 saat geçirdim. Sonraki gün aynısı oldu, sonra yine aynısı. İşte o hafta kafamdaki kurumsal teli tamamen koptu. Hayata sadece 1 kez geldiğimi, eğer ömrüm olursa enerjik olarak yaşayacağım 20-30 yılımı bu şekilde geçirmemem gerektiğini, hayattan daha fazla keyif almam gerektiğini fark ettim. Özetle böyle bir karar almak için illa çok uzun süreler gerekmiyor. Bazen kayışın kopması için 1-2 dakika bile yetiyor.

Maaşın veya mevkin artırılsa kalır mıydın?

Beni köşeye sıkıştırmak için “Ne yani, 100 bin TL verseler bile kalmaz mıydın?” şeklinde değil de daha mantık sınırları içerisinde yer alan maaşlardan bahsediyorsanız, hayır kalmazdım. :) Zaten Türkiye’deki kurumsal hayat ortalamasının üzerinde şartlara sahiptim. Bu şartlar biraz daha artınca ne olacaktı? Yine her hafta içi saat 10 gibi göz kapaklarım ağırlaşacaktı. Hatta maaşla birlikte mevkim ve sorumluluklarım da artacağı için daha çok fazla mesai yapacaktım, eve daha geç gelecektim ve doğal olarak kendime daha da az zaman ayıracaktım. Bu yüzden aldığım karar mevcut çalışma şartlarından tamamen bağımsız.

Güzel bir kariyerin var. Bunu nasıl bırakıyorsun?

Çalıştığım firmaların hepsi saygın yerlerdi ve hepsinde görevimini başarıyla yerime getirdiğimi düşünüyorum. Yani bakıldığında güzel bir kariyerim vardı, ancak benim istediğim bu değildi.

Para, mevki, terfi, daha çok para, ay o müdürlüğü hak etmiyordu, ay şu yeni geldiği halde nasıl o parayı alır vs. vs. Ben bu hesaplardan ve egolardan çok ama çok sıkıldığımı fark ettim. Artık yeni hedefim, şu sahneyi daha genç yaşta yaşayabilmek.

Eşin bu işe ne diyor?

Eğer ciddi bir ilişkiniz varsa veya evliyseniz, bazı kararları tek başınıza alamazsınız. 2 kişiden biri kurulu düzeni değiştirmek, diğeri ise mevcut düzene devam etmek istiyorsa, mevcut düzene devam etmek isteyen daha haklı görülür genelde. Ben ise bu konuda oldukça şanslıydım. Yerleşmek istediğim İzmir için benimle birlikte ev araştırması yapan, “İstifa ettiğinde bir kutlama yaparız artık.” diyen, “Her türlü yaparsın sen” diyerek bana sürekli cesaret veren biri var yanımda. Eğer bana bu kadar destek olmasaydı, bu cesur kararı alamayabilirdim.

Hiç endişe yok mu?

Kendimi ne pesimist ne de optimist olarak görürüm. Tamamen moduma ve konuya göre değişen bir bakış açısına sahibimdir, ama inanın endişe yok. Hem de hiç! “En kötü ne olabilir ki?” düşüncesi, bu konudaki en büyük kurtarıcım. Yaşayabileceğim en kötü senaryo, 2 sene sonra “Demek ki olmuyormuş” deyip, 9 yıllık tecrübemin verdiği avantajı kullanarak, kariyer hırsı olmadan kurumsal bir işe tekrar girmek. Açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, bu ihtimal en fazla %5

Sıkılmayacak mısın?

Bu durum da kurumsal hayatın bize dayattığı düşüncelerden biri. 9-6 bir işte çalışmayınca evde oturup patlayacakmışız gibi geliyor. Cevaba gelince; hayır sıkılmayacağım. Kitap okuyacağım, fotoğraf çekeceğim, blog yazacağım, belki yeni bir hobi edineceğim, bundan sonra neler yapabileceğimi tasarlayacağım. Daha önce de yeni bir iş bulmadan mevcut işimden ayrıldığım olmuştu ancak o zamanlar hedefim yeni bir kurumsal iş bulmak olduğu için, boşta kalmak bir süre sonra sıkmaya başlamıştı. Şimdi ise zaten böyle bir gayem yok. Kendime yeni bir hayat çizmekle ve İzmir’de ev bakmakla meşgul olacağım. :)

Neler hissediyorsun?

İ-na-nıl-maz enerji doluyum. İçim kıpır kıpır. Ruhumun ve bedenimin yenilendiğini hissediyorum. Bütün bunları, henüz İstanbul’da olmama ve ne yapacağımın “net” olmamasına rağmen hissediyorum. Bir de işleri iyice rayına oturttuğumda beni çok güzel bir hayatın beklediğini düşünüyorum.

—————————————————————————————————————————————————-

Tüm bu yazdıklarımın belirli şartlara bağlı olduğunu biliyorum. Yüklü bir Mortgage kredi borcunuz vardır, hiç para kazanmadan 1 sene idare edebileceğiniz paranız yoktur, çocuklarınız vardır ve risk almak istemezsiniz, o zaman yapılabilecek çok bir şey yok tabii. Yine de güneye doğru indiğinizde daha az harcama yapacağınızı, Kaş gibi bir yerde deniz manzaralı ve 800 TL – 1000 TL kira bedelli evler bulabileceğinizi de aklınızda bulundurun.

Bunlar dışında imkanı olup da yine de arada kalanlar için umarım faydalı ve ilham verici olabilmişimdir. İstediğiniz hayatı yaşayabilmeniz dileğiyle!

Paylaşmak isterseniz
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  • 81
    Shares

Akin Ozcan

1985 yılının Aralık ayında Akın Özcan olarak dünyaya geldim. 2003’te Pertevniyal Anadolu Lisesi’nden, 2007’de İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü’nden mezun oldum. Askerlik görevimi yerine getirdikten sonra 2008 yılında Finansbank’ın ADK Pazarlama departmanında başladığım profesyonel yaşamıma, Turkcell Global Bilgi, DenizBank ve Bilyoner.com’un dijital pazarlama ve sosyal medya departmanlarında görev alarak devam ettim. Şu anda da Findeks.com’un dijital pazarlama departmanında kariyerimi sürdürüyorum. Bugüne kadar web sitesi yönetimi, dijital proje yönetimi, içerik pazarlaması, Google ve sosyal medya reklam yönetimi, medya planlama, sosyal medya içerik yönetimi, viral pazarlama, e-mail ve SMS pazarlaması, performans pazarlaması, PR ve offline pazarlama görevlerinde yer aldım ve almaya devam ediyorum. Geçmişte sosyalmedyaport.com ve pazarlamasyon.com’da yaptığım yazarlığı şu anda kendi blogumda sürdürüyorum.

6 thoughts on “Bana Ayrılan Kurumsal Sürenin Sonuna Geldik: 10 Soru – 10 Cevap

  • Nisan 17, 2018 at 5:18 pm
    Permalink

    Yeni hayatınız bol şans, hayallerinizin önünüze serildiği yollar ve mutluluk dolu olsun. Darısı başıma… :)

    Reply
    • Mayıs 18, 2018 at 12:39 am
      Permalink

      Çok teşekkür ederim. En kısa sürede olur inşallah. :)

      Reply
  • Mayıs 9, 2018 at 10:47 am
    Permalink

    İyi ki linkini benimle paylaşmışsın ve yollarımız kesişmiş. Yukarıda saydıklarının tamamına %120 katılıyorum. Bu kararı benim gibi 19 yıl sonra değil de 9 yıl sonunda verilmiş olduğun için de seni ayrıca kutluyorum.
    Çok güzel bir yol seni bekliyor, eminim. İzmir çevresinde komşu oluruz belki kim bilir ;)

    Reply
    • Mayıs 17, 2018 at 7:43 pm
      Permalink

      Selam Sevil ve Akin, esimle biz de İstanbul’dan ayrilma karari aldik, 2 ay sonra gidiyoruz. Bizde de hicbir plan yok, yolda karar vereceğiz her seye. Yazdiklarinizi sanki ben yazmisim gibi okudum, bizim gibilerin artiyor olmasi ne guzel, bir yerlerde karsilasmak dilegiyle, herseyin dilediginiz gibi olacagina eminim, bol sans hepimize!

      Reply
      • Mayıs 18, 2018 at 12:40 am
        Permalink

        İstanbul’dan gidenler için seviniyorum, plansız gidenleri duydukça daha da seviniyorum (benimle benzer durumda oldukları için :)). Hepimize bol şans. Çok güzel bir hayatın bizi beklediğine eminim!

        Reply
    • Mayıs 18, 2018 at 12:38 am
      Permalink

      Çok teşekkür ederim. İkimizi ve benzer kararı alan herkesi müthiş bir hayat bekliyor bence. Umarım komşu oluruz. :)

      Reply

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir