CHP’nin “Milletçe Alkışlıyoruz” Reklamının Stratejik Analizi

Pazarlama, sadece kar amacı güden bir markanın yaptığı satış odaklı faaliyetlerden ibaret değildir. Pazarlamanın doğasında “satmak” vardır, ancak bu her zaman bir mal olmayabilir. Bir siyasi partinin yaklaşan seçim öncesi misyonunu insanlara “satmak” için kullandığı stratejiler de bir pazarlama faaliyetidir. Satmak kelimesi ilk başta kulağa itici gelebilir ancak pazarlama dilinde karşılığı bu.

CHP’nin 7 Haziran seçimi öncesi başlattığı “Milletçe Alkışlıyoruz” iletişim kampanyasını sanırım duymayan yoktur. Peki bu iletişim çalışması başarılı mı? Yoksa kötü bir stratejiden öteye gidemez mi? Çeşitli yönlerden ele alalım.

Başarısız Olduğu Yönler

  • Yıllardır CHP’nin en çok eleştirildiği konulardan birisi de halkın tabanına veya kendi seçmeni dışındakilere hitap edememesiydi. Bu pazarlama kampanyasının da halkın tabanına veya kendi kitlesi dışındakilere hitap ettiği söylenemez. Yerel seçimlerde Mustafa Sarıgül’ün “zamanı geldi” sloganlı reklam kampanyası ise herkese hitap etme açısından kısman başarıyı sağlamıştı.
  • “Milletçe Alkışlıyoruz” sloganı birçok manaya çekilebilir. Milletçe CHP’yi de alkışlıyor olabiliriz, tepki gösterirken de kullanılabilen bir eylem olduğunu düşünürsek AKP’nin yaptıklarını da alkışlıyor olabiliriz. Hatta AKP seçmenleri bu 2 anlam dışına çıkarak sloganı kendi lehlerine çevirdiler ve sosyal medyada ya kendi partilerini öven ya da CHP’yi eleştiren paylaşımlarda bulundular. Özetle slogan çok net değil ve her yöne çekilebilir.
  • Gerek reklam filmiyle gerek de sloganıyla iktidar partisini hedef alan bir pazarlama iletişim kampanyası. Bu durum CHP’yi, karşıt seçmenlerin gözünde daha itici hale getirebilir. Yani CHP, “ben şunu iyi yapacağım” demek yerine “o şunu kötü yaptı” demeyi tercih ediyor.

Başarılı Olduğu Yönler

  • Her şeyden önemlisi ses getirdi. Tek kriter olmasa da bir reklamın konuşulması başarı kriterlerinden birisidir (fakat başarılı olmak için yeterli olmadığını geçtiğimiz günlerde Hülya Avşar’ın oynadığı reklamı analiz ettiğim yazımda paylaşmıştım). Ve bu reklam farklılığı, coşkusu sayesinde tüm parti seçmenleri tarafından oldukça konuşuldu ve konuşuluyor. 
  • Sosyal medya hashtag’lerinin her konuda sıkça kullanıldığı bu dönemde, cümle kurmaya çok elverişli olan “Milletçe Alkışlıyoruz” sloganı bu açıdan oldukça başarılı. İster siyaset ile ilgili olsun ister farklı bir konuda olsun insanlar bu hashtag ile birçok paylaşım yapıyorlar. Bu da CHP’nin reklam sloganının sürekli gündemde olmasını ve kendini tazelemesine olanak veriyor. Yani slogan kendini kullandırıyor. 
  • Trafo önünden geçen kedi gibi iktidar partiyle dalga geçen detayların olması, en sonda söylenen “oy ver gitsinler” sloganı, AKP’nin icraatlarından usanan CHP seçmeninin büyük çoğunluğu tarafından çok olumlu bulundu.

Sonuç

Eğer hedef CHP karşıtı kitleyi çekmek ise başarısız.
Eğer hedef CHP tabanını elde tutmak ise başarılı.
Aslında yukarıdaki şekilde özetleyebiliriz. Ben CHP’nin artık herkese hitap etmesi gerektiğini düşündüğüm için bu reklam çalışmasını çok başarılı bulmayanlardanım. Bir de şöyle bir durum var: Kendi seçmen tabanını hedeflediyse ve bu açıdan başarılı sayılsa bile, bu başarı iktidar olmayı hedeflediğini söyleyen bir parti için yeterli midir? İktidar olmak isteyen ve mevcut durumda 2. durumda olan bir parti kendi seçmenini elde tutarak daha iyi bir duruma gelebilir mi? Sanırım zaten tüm sorun da bu sorularının cevabının olmamasından kaynaklanıyor.
Ancak sosyal medyada bu stratejinin devamının geleceği konuşuluyor. Bakarsınız bu sadece dikkat çekmek için yapılmış bir giriştir ve serinin devamında belki de herkese hitap eden başarılı bir stratejiye tanıklık etmiş oluruz.

Reklam ve marka konusundaki diğer yazılar için tıklayın. 

20 Mayıs güncellemesi: Bu yazımdan sonra CHP’nin devam ettiği stratejisini gayet başarılı bulmaktayım.

CHP’nin seçim stratejisi ile ilgili 3 Haziran’da yazdığım yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Paylaşım Butonları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir